Prof.Dr. BİNNUR YEŞİLYAPRAK

KİŞİSEL WEB SAYFASI
  • ANASAYFA
  • ÇALIŞMALAR
    • Yazılar, Söyleşiler, Röportajlar
      • Basın açıklamaları
      • Yayınlanmış yazılar
    • Power Point Sunuları
  • ZİYARETÇİ DEFTERİ
    • Deftere Yaz
    • Defteri Oku
  • İLETİŞİM
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Akademik Özgeçmiş
  • Konferans ve Bildiriler
  • Yayınlar
  • Katılınan Programlar
  • İlgi Alanları
  • Üye Olduğu Kuruluşlar
  • Projeler
  • Verdiği Dersler
  • İletişim
  • Ziyaretçi Defteri
Çalışmalar
  • Yazılar, Söyleşiler, Röportajlar
  • Power Point Sunular

Masallarda Terapi – Terapide Masallar

 

Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK                                                  Prof. Dr. Uğur ÖNER

Ankara Üniversitesi                                                                          Çankaya Üniversitesi

Eğitim Bilimleri Fakültesi                                                                 Edebiyat Fakültesi

 

Şimdi, çocukluğunuza bir yolculuk yapacağız sizlerle. Çocukluğunuzdaki masalları anımsayacağız. Kendimizi rahat bırakalım. Gözlerimiz kapalı.

... Çocukluğunuzu düşünüyorsunuz. Sıcak, güvenli bir ortamda küçük bir çocuksunuz. Hani size anlatılan masallar vardı. Masala ben başlayacağım siz devam edeceksiniz...

Bir varmış

Bir yokmuş

Evvel zaman içinde

Kalbur saman içinde

Develer tellal iken

Pireler berber iken

Ben annemin beşiğini

Tıngır mıngır sallar iken

.....

İlk çağrışımları yakalayın ve bellek arşivinizden çıkıp gelen o masalı sürdürün lütfen...

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesinde düzenlenen II. Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumunda (4-6 Ekim 2006) konferans salonunu dolduran çocuk, genç, yetişkin yüzlerce katılımcı, yukarıdaki yönergeye uyup düşler alemine dalmış, çocukluklarından bir masalı yaşıyor...

Sunucu, yönergeyi sürdürüyor: “Masal kahramanlarını gözünüzün önüne getirin; onu iyice canlandırın hayalinizde, o nasıl bir kahraman... Özellikleri neler... Masaldaki olayları anımsayın. Siz masalda hangi kahramanla özdeşleşiyorsunuz?

Size hangi yönlerden benziyor acaba... Nasıl bir çocuk o masalı dinleyen... O masal sizin için ne ifade ediyor?.. Tüm bunları hissetmeye çalışın. O duyguyu yakalayın: O çocuk ne istiyor sizce ve masal ona istediğini veriyor mu?..

Hazır olduğunuzda gözlerinizi açabilirsiniz...”

....

Katılımcılar neler yaşadıklarını paylaştıktan sonra sunu şu soru ekseninde sürdürülüyor: Kitaplar bizi iyileştirir mi?

 

Bibliyoterapi (Okumayla Sağaltım)*

Bibliyoterapi; bireylere problemleri çözmede ya da kendilerini daha iyi tanıyıp anlamalarında edebiyat eserlerinden yararlanmalarını sağlayan bir sürecin ya da etkinliğin düzenlenmesi olarak tanımlanabilir. Kitap ile okuyucu arasındaki bu dinamik sürecin iyileştirici, geliştirici etkisinin keşfedilmesi, kitapların psikolojik danışma alanında kullanımına dikkat çekmiştir.

 

Samuel Crothers’in, kitapların terapi amaçlı kullanımını bibliyoterapi olarak tanımladığı 1916 yılından bu yana, psikolojik danışmanlar, kitapları terapi aracı olarak kullanmaktadırlar. Aslında bibliyoterapi çalışmalarına temel oluşturan,  kitapların insanı iyileştirici özelliklerini vurgulayan ilk yaklaşım,  Eski Yunan’da bir kütüphanenin girişinde, kapının üzerinde yazılı olan bir tümce ile özetlenmiştir: “İnsanın Ruhunun İyileştirildiği Yer”.

 

Tarihsel gelişim çizgisine bakıldığında, bibliyoterapi çalışmalarının sistematik olarak 1930’ larda kütüphaneciler tarafından yapıldığı görülür. Bu çalışmalar; kütüphanecilerin, insanların üzerinde iyileştirici etkileri olan kitapları belirleme ve  listeleme  çabaları; okuyuculara yararlanabilecekleri, potansiyel olarak iyileştirici (terapotik) bir güce sahip kabul  edilen kitap listesini ortaya çıkarmaktaydı. Böylece kitaplar, sessiz ve adsız, alçakgönüllü birer psikolojik danışman gibi okuyucularına psikolojik yardım hizmeti sunma işlevini yerine getirmeye başladı.

 

Bibliyoterapi süreci, gerçekte “bireyi doğru kitapla doğru zamanda buluşturmak” la başlar. Bir diğer deyişle birey, seçilen kitabı okumaya başladığında psikolojik danışma/ terapi süreci başlamış olur.

 

1. evre : Özdeşleşme ve Yansıtma

Kitapla birey buluşturulurken, birinci evre, okuyucunun öyküdeki kahramanın sorununu tanıyarak, kendi yaşamakta olduğu sorunla benzer ve farklı yönlerini bulup, onunla özdeşim kurabilmesinin sağlanmasıdır. Bu noktada danışmanın rolü, öykü kahramanının kişilik özelliklerinin tanınması ve kişilik dinamiklerinin işleyişi ile ilgili yorumlar yapabilmesinde bireye yardımcı olacak açıklamalar sunmasıdır. Ayrıca bireyin öyküdeki iletişim ağını tanımasına ve ilişkileri yorumlayabilmesine yardımcı olmaktır. Okuyucunun  öyküden çıkardığı anlamı,kendi yaşamakta olduğu soruna uygulayabilmesi  ve sorununa ilişkin farklı bir görüş kazanabilmesi için danışman bireye yardım eder, ipuçları verir,yönlendirir. Özetle bibliyoterapinin birinci evresi “özdeşleşme ve yansıtma” işlevinin sağlandığı evredir. Bu evre başarıldığı zaman, yani okuyucu öykü kahramanı ile özdeşim kurabildiği ve kendi sorunuyla ilgili bir yansıtma yapabildiği zaman, danışman yavaş yavaş bireyin kendi duygularını ortaya koyması için onu cesaretlendirir ve arınma evresine hazırlanmasına yardımcı olur.

 

2. evre : Arınma (katarsis)

Okur (danışan) hazır olduğunda, duygular ortaya çıkarılmaya çalışılarak onu  rahatsız eden, bastırılan yaşantılarının ifade edilmesi, duygusal boşalmayla birlikte arınma ( katarsis) ile belirli bir rahatlamanın yaşanmasına yardımcı olunur. Birey yaşadığı bu rahatlama duygularını, bazen sözel olarak ifade edebilir, bazen de kendi içinde yaşayabilir. Bu evre, bibliyoterapiyi normal okuma sürecinden farklı kılar. Hem öykü kahramanının, hem de kendi duygularını tanımaya başlayıp  adlandırmasıyla, birey unuttuğu, bastırdığı, tanıyamadığı, bir anlam veremediği bir çok duyguyu yakalamaya, yaşamaya ve anlamaya başlar.

 

3. evre : İçgörü ve bütünleşme

İlk iki evrenin ne kadar süreceği bireyin ve sorunun yapısına, danışma sürecinin dinamiklerine bağlı olarak değişir. Ancak, birey (danışan) sorunlarını kabul etme ve onlar üzerinde çalışıp nedenlerini anlamaya başladığında 3. evreye girilmiş olur. Bu evre, bibliyoterapinin son evresidir; bireyin kendi özelliklerine, yaşadıklarına, sorunlarına ilişkin bir içgörü kazanarak kendi içinde bir bütünlüğe ulaşabilmesi ile tamamlanır. Danışmanın yardımı ile içgörü kazanan birey, kendi yaratıcı gücünü kullanarak, öyküdekinden farklı, kendine uygun çözüm seçenekleri üretmeye başlar. Kendi iç güçlerini harekete geçirir, kendini algılayışı değişir, farkında olmadığı yönleri tanıyıp kabul etmesiyle bütünlük kazanır.

 

Böylece bu süreçle öykü işlevini tamamlamış ve bireyin kendi öyküsünü yeniden oluşturmasına katkıda bulunmuştur.

Çocuklukta bizi uyutan, avutan, düşler alemine yolculuğa götüren masallar şimdi içimizdeki çocuğa ulaşıp onunla iletişim kurmamızı sağlayabiliyorsa o masal kahramanı artık bizi uyandırıp kendimizle yüzleştiriyor ve düşler aleminden gerçeğe doğru yolculuğa çıkarıyor demektir.

Gökten üç elma değil, yüzlerce masal düştü. Siz kendi masalınızı yakalayın. Masallarınızı hiç yitirmeyin!

 


* II. Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumunda (4-6 Ekim 2006) sunulan bildiriden derlenmiştir. (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi)

 

Copyright © 2009 www.binnuryesilyaprak.com
All Rights Reserved.